Kültürü yaratan insanlar…

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Pandemi hayatın her alanını olduğu gibi iş yaşamını da etkiledi. Çalışma hayatında radikal değişikliklere yol açtı. Birçok şirket evden çalışma yöntemine geçti.

Evden çalışmak belirli bir sistem içerisinde, planlı hareket edebilen insanlar için avantajlı oldu. Günü doğru şekilde bölüp yönetebilen kişiler zamanında bilgisayar başına geçip işlerini toparlayıp yine vaktinde bilgisayarı kapamayı başardı. Evin rahatlığı içerisinde bu sistematiği tutturamayanlarda ise uzayıp giden, zorlu günler başladı. Dolayısıyla, evden çalışmanın avantaj ve dezavantajları kişiden kişiye çok fazla değişkenlik gösterebiliyor.

Bu noktada işverenlerin beklentileri de devreye giriyor. Sürekli çevrimiçi çalışanlar bulma beklentisinde olan işverenler, çalışanlar üzerindeki baskı ve stresi artırıyor. Buna karşılık hedefleri belirleyen ve sistematik toplantılarla gidişatı kontrol eden şirketler ise çalışanlarına inisiyatif verip üzerlerindeki bu baskıyı hafifletiyor.

Herkes için avantaj olan konu ise yolda geçen vaktin azalması hatta yok olması oldu. Özellikle trafikle boğuşan ya da toplu taşımanın kalabalığı ve stresi ile başa çıkmaya çalışan kişiler açısından hem zaman kazanımı hem de daha az stres ile güne başlamak ve mesai saatlerini sonlandırmak mümkün oldu.

Uzaktan çalışma modeline bazı iş yerleri daha hazırken, bazıları ise dijital dönüşümden tamamen uzak yapılardı. 2020’de ilk kez eve kapanmak gerektiğinde bazı iş yerleri inanılmaz bir hızla adapte oldular ve bu geçişi hemen yapmayı başardılar. Günümüzün başarı tanımında en öne çıkan konsept adaptasyon kabiliyeti olduğundan, bu durumda da adapte olabilenler bu süreci hayatta kalarak ve hatta büyüyerek geçirenler olacak.

Burada çalışanın aldığı sorumluluğu taşıyacağına dair bir güven gerekiyor. Bu da uzaktan veya ofisten çalışmaktan bağımsız bir konu. Çalışanların yapmaları gerekenleri, neyi ne zaman bitirmeleri gerektiğini iyi ifade eden, süreç sırasında ise yüksek seviyede bir iletişim ile birbirine destek olan ekipleri kuran işverenler bu konuda da sınavı geçti.

Pandemi sonrası tamamıyla eskiye dönülmeyeceği aşikâr. Bu şekilde de verimli ve keyifli bir çalışma ortamı yaratılabileceğini gören işverenler ofis obsesyonundan çıkacaklardır. En azından ofiste olunması gereken gün ve saatleri eskiye göre hafifletip biraz daha çalışanın inisiyatif alabileceği, esnek bir yapıya dönülmesi gerekecek. İş yaşantısının içine yeni dahil olan jenerasyon düşünüldüğünde esneklik anahtar kelime. Bu adaptasyonu başarabilen şirketler genç yetenekleri ellerinde tutabilecekler. Eski kurallara bağlı kalmayı takıntı haline getirenler ise bu oyundan elenecekler diye tahmin ediyorum.

Bu dönemin en büyük sorunlarından biri özel hayat ile iş hayatı arasındaki çizginin yok olması. Bunun için en doğru çözüm bu çizgileri saatlerle belirlemek ve mesai saatlerinin sınırlarını doğru çizip sistematik bir şekilde eldeki işi bitirmek için hedefler koyarak ilerlemek. İşveren tarafında ise yapılacak iş ve teslim edilmesi beklenen süreyi doğru ifade etmek ve beklentileri başından ortaya koyabilmek çok önemli. Böylelikle çalışanlara ellerinde projelerle ilgili önden planlama yapma şansı verilmiş oluyor ve bu da istenmeyen stresi azaltan bir yaklaşım.

Pandemi ve onun getirdiği değişimler beklenmeyen şekilde gelişen bir süre. olduğundan herkesin evinde elverişli koşullar yoktu ve bazı çalışanlarda hala yok. İşveren olarak çalışanların fiziksel ve ruhsal olarak doğru bir dengeyi sağlamalarından emin olmak adına ihtiyaçlarını anlamak ve çözüm üretmeye çalışmak gerekiyor.

Benim en çok aklıma takılan konulardan birisi de uzaktan çalışma sisteminde çalışanın çalıştığı kuruma nasıl aidiyet hissedeceğiydi. Özellikle teknik taraf uzaktan çalışma konusunda esneklik istediğinde bunun başarılamayacağından çok endişe duydum fakat öyle olmadı. Ekiplerin başındaki kişilerle çalışanlar arasında doğru kurulmuş bir iletişim ve bağ var ise fiziksel olarak yakında olup olmamak çok büyük bir fark yaratmıyor. Yine de haftanın belirli günlerinde limitli de olsa fiziksel anlamda bir araya gelebilmek, vakit geçirmek ve birlikte herkesin keyif alabileceği aktivitelerde bulunmak bağı artıran ve olması gereken bir şey.

Kültürü yaratan insanlar… Şirketin kültürüne ve dokusuna uygun ekip arkadaşlarını seçtiğinizde mesafeden bağımsız bir biçimde aradaki bağı korumak mümkün oluyor. Aksi bir durumda fiziksel olarak bir arada olunsa dahi sinerjiyi yakalamak yine mümkün olmayabilir. Dolayısıyla başından işe alım sırasında seçici olmak şirket kültürünün devamlılığı noktasında en kritik konu.

Gizem Yasa

24 Saatte İş Kurucu Ortağı

https://www.campaigntr.com/kulturu-yaratan-insanlar/