Kurucu ortağımız Mert Yıldız, Sputnik News radyosunda Serhat Ayan ‘ın sunduğu Yeni Şeyler Rehberi programına konuk oldu.

Serhat Ayan‘ın sunduğu Sputnik News Yeni Şeyler Rehberi programına kurucu ortağımız Mert Yıldız konuk oldu. Covid19’un istihdam piyasasını nasıl değiştirdiği hakkında konuştular.

Gelin beraber bakalım;

SA: Öncelikle sizi ve 24 Saatte İş’i tanıyabilir miyiz?

MY:  Tabi, ben 13 yıl kurumsal hayatta çalıştıktan sonra aradığını girişimcilikte bulanlardanım. 24 Saatte İş’i 2017 yılında kurduk. Daha öncesinde New York’ta, Londra’da, Rusya’da, Kuveyt’te çok farklı ülkelerde ekonomist olarak çalıştım. Daha sonra Türkiye’ye döndüm. Ne yaparız diye bakarken 24 Saatte İş’in fikrini ortağım Gizem ortaya attı. Biz özellikle ekonomist olarak yukardan pencereden konuşurduk; işte Türkiye’nin istihdam piyasası verimsiz, neler yapılması gerekiyor vs. Biraz elimizi taşın altına koyup bir şeyleri değiştirmek istedik. Bu yüzden de 24 Saatte İş’i kurduk. 

SA: Sadece konuşmakla olmaz dediniz, harekete geçtiniz yani.

MY:  Aynen öyle aslında temelinde bu vardı, hep konuşuyorduk. Yani burada siyaset yapıcılarla da iş adamları ile de konuşuyorduk ama hepimizin bir fikri var. Uygulamaya gelince uygulama maalesef eksik kalıyordu. Biz de dedik ki belki de bir şeyleri daha iyi yapabiliriz. O yüzden 24 Saatte İş’i kurduk. 

SA: Peki nedir 24 Saatte İş? Enteresan bir ismi var çünkü.

MY:  Evet güzel bir isim aslında 24 Saatte İş ismi gibi işe alım süreçlerini ve iş arama süreçlerini hızlandırmayı yani bir güne çekmeyi hedefleyen bir uygulama.

SA: Gerçekten 24 saatte işi buluyorsunuz?

MY:  24 Saatte İş bulmaya çalışıyoruz. Bizim verdiğimiz garanti 24 saat içinde iş bulmaktan ziyade 24 saat içinde cevap almak. Yani biz bu işe girmeden önce araştırmanız yapmıştık ve adaylar arasında iş arama sürecinde en çok sorun yaşanan konu şirketlerin adaylara geri dönmemesiydi. Yani bir başvuru yapıyorsunuz sıradan portallarda bir ay sonra 3 ay sonra 6 ay sonra bir cevap alıyorsunuz. Bazen hiçbir zaman cevap alamıyorsunuz ve bu sizin iş arama sürecinizi engelliyor. Yani oradan cevap çıkacak mı cevap gelecek mi diye bekliyorsunuz. Başka işlere başvuruyorsunuz bu yüzden. Biz de bunu değiştirmek istedik. 

Bizim verdiğimiz garanti 24 saat içinde size bir cevap verileceği. Fakat onun üstüne de bugün baktığımız zaman bir şirketin eleman bulma süresi 38 saat bizim sisteminizde düzgün kullanırsanız. Ve bir adayın iş bulması süresi de yaklaşık 2 gün sürüyor en fazla, yine sistemi düzgün kullanırsanız. 

SA: Peki özellikle kurumsal şirketler sizin dediğiniz gibi yani 3 haftada bir ayda falan dönerlerse biz ‘vay be, ne kadar hızlılarmış’ diyoruz. Siz bunu 24 saate çekmeyi nasıl başardınız? 

MY:  Şöyle aslında teknoloji kullanalım dedik. Yani yaptığımız en büyük fark buydu. Çok eski bir işe alım yöntemi var. Yani bu bütün dünyada geçerli bir şey. Siz CV’nizi dolduruyorsunuz, doldurmak için 17 tane adımdan geçiyorsunuz. Belki ön yazı yazıyorsunuz. Insan kaynakları tarafında çoğu zaman insan kaynakları personellerinin o CV’yi detaylı inceleyip sizi tanıma fırsatı olmuyor. Sonrasında birçok iş oluyor, o CV aşağılara kayıyor, gönderdiğiniz maile geri cevap gelmiyor vesaire. Biz bütün bunların teknoloji kullanarak halledelim dedik. Yaptığımız iş sizi aday olarak uygulamayı indiriyorsunuz. Kısa bir profil dolduruyorsunuz öyle CV doldurmak yok. Zaten mülakata çağıracaksanız eğer ne bilmek istiyorsanız biz onu alıyoruz çok kısaca. Başvuru yapıyorsunuz. Başvuru yaptıktan sonra bir yapay zeka sistemimiz var. Sizin o ilana uygunluğunuzu değerlendiriyor ve eğer uygunsanız biz karşı tarafı uyarıyoruz. Diyoruz; bakın elinizde çok iyi bir aday var, bunu kaçırmayın’ ve devamlı bir bildirim bir email, bir sms gidiyor karşı tarafa adaya geri dönmek zorundasınız diye. Eğer siz hala adaya geri dönmüyorsanız diyoruz ki; siz bu adayı hak etmiyorsunuz kusura bakmayın o adayı başka yerlere yönlendiriyoruz. Aday dostu bir bir platform olmaya çalışıyoruz.

SA: Sizin müşteriniz aslında oraya ilan çıkan şirketler değil adaylar. Yani sizin ön plana çıkarttığınız kişiler adaylar. Siz halk için çalışıyorsunuz gibi geldi bana. 

MY:  Evet muhtemelen yaptığımız en büyük fark buydu, biz aday için çalışıyoruz. Bazı pozisyonlarda biz adayı kendimiz arıyoruz. Bakın böyle pozisyonlar var, gelin bunları başvurun sizin gözünüzden kaçmış olabilir diyoruz. Yani adayın böyle kişisel hizmetine çalışan bir uygulama yapmaya çalıştık, açıkçası. 

SA: Çok önemli bu! Peki birazcık günümüze dönmek istiyorum. Günümüzün olmazsa olmaz konusu COVID 19. Pandemi sürecinde yepyeni bir dünya doğdu. Öyleyse gerçekten hiç öngöremediğimiz bir dünya doğdu. Bu öngöremediğimiz dünyada ön göremediğimiz sayıda yeni meslek grupları açıldı. Mesela kuryeler, kurye sayısı inanılmaz arttı. Eve teslimat sayısı inanılmaz arttı. Insanlar bir anda yoğun biçimde böylesi çalışanlara ihtiyaç duydular. Sizin bunun gibi destek gruplarına bir anda ihtiyacı karşılama gibi bir durumunuz oldu mu?

MY:  Tabi, yani bu COVID 19-un gelmesiyle bizim dünyamızda tamamen değişti. Biz ilk çıktığımız zaman belli sektörleri, en çok öyle ihtiyacın yoğun olduğu yerleri hedeflemiştik. Yeme içme, perakende sektörü bizim en güçlü olduğumuz yerlerdi. Mart başında şey yazmıştım ben dedim merak etmeyin perakende, yeme içme güçlü sektörler bize bir şey olmaz. Türkiye’ye kriz gelse bile bu sektörler etkilenmez dedim. Sonra restoranlar ve avmler kapandı. Biz de yönümüzü değiştirmek zorunda kaldık çünkü piyasadaki talep çok değişti. Bir anda artık garson, komi, aşçı, bulaşıkçı gibi pozisyonlara talep olmuyordu. Malum restoranlar çok kısa bir hizmet veriyordu paket servisle. AVM’ler kapandı ama yepyeni sektörler doğdu. 

Burada en çok dikkat çeken üç tane sektör var. Bir tanesi sizin dediğiniz e ticaret sektörü. E ticaret sektörü gerçekten ülke ekonomisine çok büyük katkı veren bir sektördür. Sadece sizin yaptığınız alışveriş değil alışverişi bir kere yaptığınız yer önemli. Yani burada sadece girdiğiniz site değil o sitede dükkan açan birçok esnaf var. O esnaf fayda sapladı. 

Onun ötesinde ürünü veya hizmeti getirmekle yükümlü olan lojistik sektörünü çok olumlu etkiledi. Bir de üçüncü olarak sanayiyi çok olumlu etkiledi. Yani pandemi döneminde sanayi hiç durmadı Türkiye’de ve bu üç sektörde de yepyeni pozisyonlar oluştu. Yani çok fazla talep olmaya başladı. 

SA: Mesela benim sanayici arkadaşlarımla konuştumduğum da sanayi sektörüne virüs girdiği zaman 100lü hatta 500lü sayılarda çalışan kaybettikleri oldu. Bu yüzden de belki de eleman çalışan sayısı ihtiyacı katlanarak artmış olabilir gibi geliyor bana. 

MY:  Tabi, yani hem o taraftan 1 kişi covid olduğu zaman bütün fabrika kapanıyor. O yüzden bir anda talep ciddi şekilde artıyordu. Yani de dikkatli olmaları gerekiyordu. Öbür taraftan da yurtdışına kapıların kapatılması bütün şirketleri içerideki üretime döndürdü. Yani siz Çin’den mal alırken bir anda Türkiye de bunu üreten firmalara dönmek zorunda kaldınız. Bu da fabrikalara olan talebi arttırdı ve tabii ki bu da istihdam talebi ile birlikte geldi. Yani hepsi birbirine bağlıydı ama bu e ticaret, lojistik ve sanayi sektörlerinde istihdam yaratan 3 sektör buydu. 

Bunlar arasında da kurye ayrı bir yerde. Şimdi sizin dediğiniz kurye bulması çok zor. Türkiye’ de A2 ehliyeti olan toplam insan sayısı zaten 3 milyon.  Yani kurye olmanız için gereken minimum karşılamamız gereken koşul A2 ehliyetinizin olması. Toplam 3 milyon kişi var. Bunların sadece 1 milyonu kuryelik yapmak istiyor. Diğerleri kurye olmak için değil motosiklet kullanmak için ehliyet almışlar. 

1 milyonluk kuryelik yapabilecek potansiyel var. Fakat 2020 boyunca 1,5 milyon kadar kurye talebi oldu o yüzden talebi karşılamak oldukça zorlaştı. Bu tabi maaşları olumlu anlamda etkiledi, kurye maaşları arttı. Biz de bu sektörde ciddi anlamda faaliyet göstermeye karar verdik. Bizim zaten güçlü olduğumuz bir yerde aslında kurye ama. Yani böyle talep çıkınca biz kuryeleri nereden buluruz, nerede takılıyorlar bunlarla uğraşmaya başladık. 

Bugün Türkiye’deki bütün kurye arayan şirketler de üç aşağı beş yukarı çalışıyoruz. 

SA: Süper, peki şimdi size son soru olarak şunu sormak istiyorum. Bundan sonra ne olabilir? Sizin öngörülerinizden yola çıkarak, siz sonuçta bir başvuru trendi görüyorsunuz. Bundan sonra işe girmek isteyen insanlar neleri dikkate almalılar ve şirketlerde hangi sektöre doğru yönlenmeliler? Sizin rakamlarınız çok önemli. 

MY:  Şöyle diyeyim bir aslında belli bir trend gözlemledik. Pandemi öncesinde ben şu şekilde açıklamaya çalışıyor en basitinde. Pandemi öncesinde belli bir trend yoksa sizin sektörünüzde ama pandemi o sektöre bir etki ettiyse bu muhtemelen kalıcı olmaz. Yani şöyle bir örnek vereyim; yeme içme sektöründe gözlenebilir bir şey yoktu pandemi öncesinde. Normal sabit diyordu. Fakat pandemi bir anda paket servise yönlendirdi insanları, restoranlar kapandı vesaire. Bu kalıcı bir şey değil. İnsanlar bir anda evlerinde yemek yemeye başladılar. Ben bunun kalıcı bir şey olacağına inanmıyorum. Pandemi bittikten sonra restoranlar, barlar tekrar açılacaktır ve oradaki istihdam talebi devam edecektir. Asıl önemli olan pandemi öncesinde belli bir trend görüyorsak örneğin avmlerden, mağazalardan internetten alışverişe bir kayış vardı. Pandemi bunu inanılmaz hızlandırdı. Bu kalıcı bir trend olacaktır e ticaret ve lojistik tarafında. E ticaret tarafı kesinlikle kalıcı olacaktır. E ticaret uzmanı, sosyal medya uzmanı bu pozisyonlara talep artarak devam edecektir. Bunun dışında da özellikle sağlık ve temizlik sektörlerinde de bir artış olacağına inanıyorum. Bugün sağlık sektöründe zaten ciddi bir açık var.  Sadece doktor açığı değil, hemşire tekniker gibi çok fazla açık var. Bu taraftan artacak bir talep bekliyoruz. İnsanlar için sağlık, ruh sağlığı önemli olacak ve bu alanlarda yeni pozisyonlar açılacağına inanıyoruz.

SA: Benim gözümün önüne de şu geliyor, örneğin Linkedin gibi yerlerden sosyal medya platformlarından insanlar iş arıyorlar. Fakat bir kuryenin kravatlı fotoğrafıyla Linkedin’den iş araması bana çok olası gelmiyor.

MY:  Linkedin zaten kendi sınırlarını çok net çizmiş bir şirket. Ben sadece beyaz yakada faaliyet gösteririm diyor. Biz de beyaz yaka olmayan bütün sektörleri kapsamak istedik. Tabi ufak ufak beyaz yakaya giriyoruz, mecburen. Bir fabrikayla anlaşıyoruz. CNC operatörü, tornacı bulmak istiyor ama bir yandan bana makine mühendisi de bulur musunuz diyor. O yüzden bizde ufak ufak beyaz yakaya girmek durumunda kaldık ama günün sonunda beyaz, mavi, gri yaka bunların hepsi birbirinin içine geçiyor. Orada artık ben sadece bunu yapıyorum diyemiyorsunuz. Ama ilerde kesinlikle Linkedin’in bile iş arama sürecinin geri ve eski kaldığını, yeni metotlara geçeceğine inanıyorum.