Pandemide empati dönemi

Çoğumuz bizi neyin mutlu edeceğini gerçekten düşünmeden, mutluluğun cevabının para olduğunu varsayarız. Düşünmeyiz çünkü buna gerek bile duymayız. Üstelik parayı ne kadar kolay elde edersek o kadar iyi olduğuna inandığımız için paraya sahip olmanın kolay yollarını düşünürüz. Ama gerçekte para kazanmak emek vermek ile olur ve genelde de kolay bir eylem değil. Çoğumuz paraya erişebilmek ve hayatımızın devamını mümkün kılabilmek için çalışıyoruz. Para hayatımızda bu kadar önemliyken ve bizi çalışmaya iten en önemli unsur halindeyken aklıma gelen ilk soru:

Gerçekten parayla saadet olur mu? 🙃

Bu soruya hem çevremden, hem de konuştuğum üyelerimizle yaşadığım diyaloglardan yola çıkarak bir cevap aradım ve şunu fark ettim: pandemi öncesine göre, birçoğumuzun hayata bakış açısı değişti. Bu dönemde hayatı, yaşayış biçimimizi, iş yapma şeklimizi ve pek çok farklı konuyu sorgulama fırsatımız oldu. Yoğun hayat temposunda iç sesimizi unutmuştuk, evlerimize kapanıp kendimizle daha çok kalabildiğimizden, bir baş kaldırış oluştu içten içe. Artık insanlar ya daha çok kazanmak istiyor ya da her şeyin çok hızlı tüketildiği bu düzene ayak uydurmak için kendini maddi anlamda daha güvende hissetmek ihtiyacı hissediyor. Üstelik pandemi döneminin öncesine göre çok daha yoğun bir biçimde!

Bu sonuca varmamın sebeplerinden biri, pandemi sonrası çalışan adaylarının maaş beklentilerinde ciddi bir artış söz konusu oluşu. Belki de uzun süre işsiz kalma durumu, aldıkları maaşın sarf ettikleri efora değmediğini düşünme dürtüsü böyle bir sonucu getirmiş olabilir. Eskiden daha azı kabullenen adaylar artık eski işlerine eski şartlarla dönmekle ilgili çok çekimser kalıyor. Ama diğer yandan hayatın gerçekleri ve para kazanma zorunluluğu sıkıştırıyor ve ister istemez bu iki gerçeklik arasında sıkışmış insanlar ortaya çıkıyor.

Bu baskıyı azaltmak, anlaşıldıklarını hissettirmek ve hatta yardımcı olabilmek için 24 Saatte İş ekibi olarak, geçinmenin oldukça zor olduğu, kaygıların tavan yaptığı bu dönemde çalışan adayları ve işveren şirketler arasında köprü olmaya çalışıyoruz. Beklentileri anlamak, iki tarafın birbirini daha iyi yorumlaması için konuştuğumuz şirket ve adaylara diğer tarafın bakış açısını aktarmak için çabalıyoruz.  Biz aslında bunu başladığımız günden beri yapıyoruz; fakat pandemi dönemi ile birlikte ilk kez bu görevi yerine getirmekte bu kadar zorlanıyoruz. Bu zorlanmanın nedenleri üzerine düşündüğümde şu sonuca varıyorum:

‘İki taraf da kendine göre haklı! Herkesin kendince makul sebepleri var.’ Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.

Özellikle, arz-talep dengesi ve beklenti tarafında en çok uyuşmazlığın yaşandığı yeme – içme sektöründe uzun çalışma saatleri, yoğun tempo üzerine bir de tüm gün maske ile çalışmak zorunda kalmak gerçekten çok zor. Bu da yapılan işin karşılığında alınan maaşları normal bir zaman dilimine göre daha çok sorgulatıyor. İşverenlerin asgari ücret ve çevresinde verdiği maaşlar da adayların bu sektörü tercih etmemesi ile sonuçlanıyor. Bu, çalışan adayları tarafından bakıldığındaki perspektif ve adaylarla konuştuğumuzda onlara hak vermemek elde değil.

Zor şartlar altında düşük maaşla çalışmak hiç kolay değil, hatta iş çıkışı bindikleri toplu taşıma aracında; ‘neden bu meslek? yarın işe gitmesem mi? Sektör değiştirmek nasıl bir fikir? Başka iş mi arasam?’ gibi sorular adayların kafalarının içinde sürekli olarak dönüyor. Durum böyle olunca da işe odaklanmak,  yaptıkları işte başarı elde etmek git gide zorlaşıyor ve yapılan işten alınan tatmin sürekli azalıyor.

Herkes hayal ettiği gibi yaşamak istiyor, daha kolay yapabileceği işlerle daha fazla kazanmak istiyor. Özellikle pandemi sürecinde alınan uzun molalar ve akıllarda girilen sorgular sonrası bu durum iyice kendini gösteriyor.  24 Saatte İş ekibi olarak sürekli sizinle iletişimde kalmak ve aklınızdakine daha yakın şartları sunabilmek için de şirketlere, beklentilerinizi eliminizden geldiğince anlatmaya çalışıyoruz.

Yazımın ilk kısmında iki tarafın da kendi perspektifinden haklı olduğunu belirtmiştim. Çalışan adaylarının beklentilerini haklı bulduğumuz kadar, hiçbirimizin beklemediği çok zor bir süreç geçiren şirketlerin de bu süreçte çokça yara alan şirketlerin durumuna da hak veriyoruz.  Özellikle küçük işletmelerin ne kadar zorlandığına, sürecin en zor dönemlerinde teker teker iletişime geçtiğimizden dolayı çok yakından şahit oldum. Çok sevdiğimiz bazı kullanıcılarımızla iletişime geçtiğimizde ‘biz kapattık’ yanıtını her aldığımızda ‘’gerçekten’’ eksilmiş gibi hissettik ve derinden üzüldük. Bu sebeple çalışan adayları beklentilerini gözden geçirirken şirketlerin de hiç kolay bir dönemden geçmediğini anlamak durumunda.

O yüzden, özellikle böyle bir dönemde çalışan adaylarının ve işverenlerin birbirlerine empati ile yaklaşması ve orta yolu bulmaları gerekiyor. Bunun anahtarının da iyi iletişim olduğunu düşünüyorum. İletişimin bu kadar kolay olduğu bir dönemde iletişim kurmanın ve birbirini anlamanın bu kadar zor olmasına şaşırıyorum.

Çalışan adayının, kendine gerçekten uygun gördüğü bir işe başvurup, işverenin iletişime geçmesini beklemeden, deneyimleri hakkında tüm doğru bilgileri paylaşması, kibar bir dille beklentilerini iyi ifade etmesi süreçle ilgili büyük bir avantaj sağlayabilir çünkü her şeyin kalbinde olduğu gibi, burada da en kritik konu doğru iletişim.  

Biz aradaki köprü olmaya, çalışan adaylarının ve işverenlerin birbirlerini, beklentileri anlamalarına yardımcı olmaya devam edeceğiz elbette. Ve bir sonraki yazımızda da bu konuyla ilgili, süreci kolaylaştıracak tavsiyelerde bulunacağız. Doğru işi ve doğru çalışanı bulmayı en hızlı, en kolay hale indirgemek için sürekli olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz

Eğer yazıyı bekleyemeyeceğim diyorsan bana direkt ulaşabilirsin. E-mail adresim gamze@24saatteis.com. Bir dahaki yazımıza kadar sevgiyle ve sağlıkla kal. 😊