YSI Logo
Z kuşağı işi 66 günde bırakıyorsa sorun nerede?

Z kuşağı işi 66 günde bırakıyorsa sorun nerede?

24 Saatte İş25 Şubat 202624 Saatte İşGenelİşverenAday

Gençler mi Dayanıksız? Zaman mı acımasız?


“Gençler iki ayda işi bırakıyor” cümlesi o kadar tekrarlandı ki, sadece sürecin kısalığına odaklanıp sebepleri yeterince önemsemedik gibi geliyor. Ve bu durum jenerasyon farkında, sorumluluk anlayışına ve negatif özelliklere odaklanıyor. Fatura gençlere çıkıyor. Peki ya bu durum sadece jenerasyonla açıklanamayacak kadar karmaşık bir dinamik ise? . Servis sektöründe tutunmayı belirleyen konuların çoğu kuşaktan bağımsız. Belki de daha çok şu soruyu sormak gerekiyor: İşin ilk günleri insana ne hissettiriyor? Burada kalmamı sağlayacak gerçek sebeplerim var mı?

İlk hafta belirsizlik bulutu ile geçiyorsa sonrası zor. Kime neyi soracağını bilmediğin bir ortam, mola zamanlarının belirsizliği, “seni bu iş için almıştık ama şuraya da bir el atsan" sürprizleri… Bunlar fiziksel yorgunluktan çok zihinsel gerginlik yaratıyor. Zihin gerilince “ben burada yapamayacağım galiba” cümlesi hızla akıldan geçmeye başlıyor.


Kuralsızlık özgürlük değil, stres üretebiliyor

Serviste tempo var, tamam. Ama tempo “her şey her an değişir” demek değil. Üç küçük şey bile düzeni kuruyor: mola mantığı, kapanış/teslim akışı, yoğun saatlerde destek düzeni. İnsan bu temel çerçeveyi bildiğinde kendini daha güvende hissediyor. Peki bunlar muğlak kalınca ne oluyor? Ne yaptığını bilmemenin kaosu ile baş başa kalıp iş akan bir süreç değil, sürekli tırmanman gereken bir yokuşa dönüşüyor.


Adalet duygusu kırılınca, para tek başına kurtarmıyor

Aynı işi yapan iki kişinin farklı muamele görmesi, yükün hep aynı kişiye binmesi, tip/prim mantığının muğlaklığı… Bunlar küçük küçük birikip bir gün “ben burada niye varım?” hissine dönüyor. Adaletin en pratik hali, sistemin “nasıl işlediğini” açıkça söylemek ve söylediğinin arkasında durmak. Çoğu çalışan tam da bu noktada zorlanıyor.


Sonuç: Mesele “gençler” değil. Mesele, ortamın belirsizliği, daha işin ilk günlerinden insana “anlaşılırsın, destek görürsün, adil davranılır” hissinin geçip geçmemesi. Konuyu jenerasyonel bir sorun olarak algılamak sorunu çözmek yerine daha da kronikleştiriyor.