
Z Kuşağı ve Mavi Yaka
Henüz çok vakit geçmedi ancak; 2024 Yaz sezonu başında da duyduğumuz “Mavi Yaka işler Z kuşağı arasında popülerleşti” haberlerini rafa kaldırma vaktimiz yaklaşıyor olabilir. Çünkü yeni araştırmalar Z kuşağının artık bunun aksini düşündüğünü gösteriyor ve bunun geçerli sebepleri var.
Hatırlayalım
Her şeyden önce tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını süreci tüm mavi yaka pozisyonları doldurması daha zor bir hale getirdi ve bunun sonucu olarak da işverenlerin maaşları ve yan hakları oldukça yükseltmesi gerekti. Ardından ekonomik sebepler nedeniyle üniversite okuyamayan veya üniversite okuyup mezun olduktan sonra beyaz yaka işlerde üniversiteye verilen maddi ve manevi emeğin karşılığının olmadığını gören Z kuşağı, hızla mavi yaka pozisyonlara yöneldi.
Ülkemizde de özellikle son 5 yılda üniversite öğrenimini yarıda bırakan 2 milyon öğrenci olduğunu göz önünde bulundurursak*, Z kuşağının mavi yaka işleri tercih etme oranının artması şaşırtıcı değil. Ancak bu trendin genel yaş ortalamasını sarsacak veya devam edecek türden olmadığını söyleyebiliriz.
Peki ne değişti?
Çeşitli nedenlerle doğru işçilerin bulunamadığı dönemde yükselen maaşlar ve artan yan haklar tarafından ilgisi çekilen Z kuşağı, artık bu alanda yaşanan durgunluğun farkında ve emeğinin karşılığını kısa ya da uzun vadede alamayacağını düşünüyor. Bu nedenle de hem yüksek maaş hem de hafif iş yükü için beyaz yakaya yönelim geri döndü. Çünkü gerçek şu ki, Türkiye’de ve diğer çoğu ülkede ne yazık ki hala beyaz yaka ve mavi yaka pozisyonlara verilen maaşlar ve yan haklarda eşitsizlik söz konusu.
Özetle, salgın sebebiyle işten çıkarmaların gerçekleştiği dönemde, tekrar işe alım yapmak için yükseltilen maaş genç nüfusun ilgisini çekti fakat, sadece anlık çözüm sağlayan mavi-yaka sektörü işçilerine sunduklarını azaltmaya başladığı noktaya geri döndü. Bu durum, yine aynı genç nüfusun mavi-yaka işlerden kaçmasına sebep oluyor.
Ayrıca, X ve Y kuşaklarına karşın Z kuşağının hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatına bakışının da tamamen farklı olduğuyla yüzleşmemiz gerekiyor. Buna verebileceğimiz en basit örnek ise, kısa vadede emeklerinin sadece maddi değil, manevi karşılıklarını dahi almadıkları noktada işten ayrılmak için vakit kaybetmeyecek olmaları. İş sonuçlandığında gereken karşılığı alamayacaklarsa, o işi yarım bırakmak Z kuşağı için problem değil.
Sonuç ne olacak?
Bu durumun, hem “işçi arıyorum” hem de “iş arıyorum” diyen iki taraf için de farklı sonuçları var. Bir yandan, iş arama sürecinde olan kişilerin işi buldukları takdirde gerçekten hak ettiklerini kazanıp kazanmayacaklarını bilmemeleri büyük bir problem. Öte yandan ise, işverenin iş pazarındaki bu değişikliği erken fark etmesi sayesinde en iyi yetenekleri çekip, elinde tutması mümkün fakat diğerleri yüksek işten ayrılma oranları ve işe alım zorluklarıyla karşı karşıya kalacak. Bunun için tabii ki sektör paydaşlarına önemli bir sorumluluk düşüyor: İş ilanları altına başvuru çekmek için yazılan vaatleri gerçekte ve devamlı olarak yerine getirmek.


