
Türkiye’de iş dünyasında aynı anda iki farklı cümleyi sık sık duyuyoruz:
“Çalışan bulamıyoruz.”
“İş bulamıyoruz.”
İlk bakışta birbiriyle çelişen bu iki sorun aslında aynı noktaya işaret ediyor. Türkiye’de hem iş arayan adaylar hem de çalışan arayan şirketler var. Asıl problem, iki tarafın doğru koşullarda ve doğru zamanda bir araya gelememesi.
Başka bir ifadeyle, mesele yalnızca arz ve talep değil; doğru eşleşme.
İşe alım süreçlerinde hâlâ “en az X yıl deneyim” veya “ilgili bölüm mezunu” gibi geleneksel kriterler ön planda tutulabiliyor. Oysa birçok pozisyonda işverenin gerçekten ihtiyaç duyduğu şey, adayın diplomasından veya CV’sindeki unvandan çok sahip olduğu beceriler.
Bu durum iki taraf için de yanlış eşleşmelere neden olabiliyor. Kağıt üzerinde pozisyona uygun görünen bir aday işe başladıktan sonra işin gerçek koşullarıyla uyuşmayabilirken, işi yapabilecek beceriye sahip başka bir aday daha ilk aşamada elenebiliyor.
24 Saatte İş Kurucu Ortağı Mert Yıldız’a göre işgücü piyasasındaki temel kırılmalardan biri tam olarak burada yaşanıyor: adayların beklentileriyle şirketlerin işe alım yöntemleri arasındaki mesafe giderek açılıyor.
Eşleşme probleminin arkasında yalnızca yanlış kriterler bulunmuyor. İş arama ve işe alım süreçlerinde karşılıklı bir güven problemi de oluşmuş durumda.
Aday tarafında;
“Başvursam da geri dönüş alamam.”
“İlanda yazan koşullarla görüşmede anlatılanlar farklı çıkar.”
gibi düşünceler giderek daha fazla karşılık bulurken, işveren tarafında ise;
“Görüşmeye çağırırsam gelmez.”
“İşe başlasa bile kısa sürede ayrılır.”
gibi önyargılar oluşabiliyor.
Böylece iki tarafın davranışları birbirini besleyen bir döngü yaratıyor.
Bu döngüyü kırmanın yolu ise daha uzun işe alım süreçlerinden değil; daha net ilanlardan, hızlı geri bildirimden ve şeffaf iletişimden geçiyor.
Çalışanların bir işi değerlendirirken kullandıkları kriterler de değişiyor.
24 Saatte İş verilerinde adayların bir pozisyonu reddetmesinde öne çıkan konular arasında çalışma saatleri ve vardiya düzeni, işyerine ulaşım mesafesi ve net olmayan prim veya ücret yapıları bulunuyor.
Dolayısıyla maaş hâlâ önemli olsa da tek başına yeterli değil.
Aday artık işi bir paket olarak değerlendiriyor:
Maaş + ulaşım + çalışma saatleri + vardiya + şeffaflık.
Bu nedenle bir ilanın yalnızca pozisyonun görevlerini anlatması değil, adayın gerçekten karar vermesini sağlayacak koşulları açıkça ortaya koyması gerekiyor.
Çalışma hayatındaki bir diğer dönüşüm ise diploma ile iş ve gelir arasındaki ilişkinin değişmesi.
Uzun yıllar boyunca üniversite mezuniyeti daha yüksek gelirli ve daha güvenli bir kariyerin temel koşullarından biri olarak görüldü. Bugün ise teknik beceri, deneyim, hizmet kalitesi ve uzmanlık gibi faktörlerin önemi giderek artıyor.
24 Saatte İş’in geçmiş verilerinde mavi ve gri yaka pozisyonlarına yapılan başvuruların yaklaşık %38’inin üniversite mezunlarından geldiği görülmüştü. Bu oran bugün de benzer seviyelerde seyrediyor.
Üstelik bu yönelim yalnızca beyaz yaka fırsatlarının azalmasıyla açıklanamıyor. Bazı adaylar daha hızlı işe başlayabildikleri, sahip oldukları becerileri daha doğrudan gelire dönüştürebildikleri alanlara bilinçli olarak yöneliyor.
Şirketler bir yandan çalışan bulmakta zorlandıklarını söylerken diğer yandan belirli yaş gruplarındaki adaylara karşı önyargılar işe alım süreçlerini daraltabiliyor.
Özellikle 50 yaş üzerindeki adaylarda maaş beklentisinin yüksek olacağı veya fiziksel performansın düşük olacağı yönündeki varsayımlar, deneyimli çalışanların daha en başta değerlendirme dışında kalmasına neden olabiliyor.
Oysa bu yaklaşım şirketlerin ulaşabileceği aday havuzunu küçültürken yıllar içinde oluşmuş deneyim ve bilgi birikiminin de kaybedilmesine yol açabiliyor.
İş gücü açığının konuşulduğu bir dönemde çözüm, aday havuzunu daha fazla daraltmak yerine beceri ve pozisyon uyumunu merkeze almak olabilir.
Yapay zekâ işe alım süreçlerini de hızla değiştiriyor.
Adaylar CV hazırlarken ve mülakatlara hazırlanırken yapay zekâdan yararlanırken şirketler de aday bulma, ön eleme ve eşleştirme süreçlerinde AI teknolojilerini kullanıyor.
24 Saatte İş’te de yapay zekâ özellikle ön eleme, eşleştirme ve işe alım sürecinin verimliliğini artırmak amacıyla kullanılıyor.
Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, işe alımın tamamen insansız bir karar mekanizmasına dönüşmesi başka sorunlar yaratabilir.
Özellikle ulaşım, vardiya ve günlük yaşam koşullarının önemli olduğu mavi ve gri yaka pozisyonlarda adayın yalnızca algoritmik kriterlerle değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.
AI doğru adayları daha hızlı bulabilir. Nihai eşleşmede ise insan faktörü hâlâ kritik.
Yapay zekânın giriş seviyesi görevleri üstlenmesi şirketler açısından kısa vadede verimlilik sağlayabilir. Ancak junior pozisyonların azalması uzun vadede yeni bir yetenek problemi yaratma riski taşıyor.
Çünkü junior roller yalnızca başlangıç seviyesi işler değil; aynı zamanda geleceğin uzmanlarının ve yöneticilerinin deneyim kazandığı alanlar.
Bugün bu pozisyonların ortadan kalkması, birkaç yıl sonra orta ve üst seviyede deneyimli çalışan havuzunun daralması anlamına gelebilir.
Bu nedenle junior istihdamını yalnızca bir maliyet kalemi olarak değil, geleceğin yetenek havuzuna yapılan yatırımolarak değerlendirmek gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde değişmesi beklenen yalnızca işe alım yöntemleri değil.
Tam zamanlı ve tek işverenli çalışma modelinin yanına proje, vardiya veya birden fazla gelir kaynağı üzerinden şekillenen daha esnek modeller ekleniyor.
Bu dönüşüm yalnızca platform çalışanları veya freelancerlarla sınırlı değil. Perakende, restoran, lojistik, sağlık ve bakım hizmetleri gibi sektörlerde de farklı çalışma modellerinin daha görünür hale gelmesi bekleniyor.
Bu değişim şirketlerin insan kaynakları süreçlerinden çalışanların kariyer planlamasına kadar birçok alışkanlığın yeniden düşünülmesini gerektiriyor.
Bugünün işgücü piyasasına yalnızca “işsizlik” veya “çalışan bulamama” başlıkları üzerinden bakmak tabloyu açıklamakta yetersiz kalıyor.
Çünkü birçok durumda iş de var, aday da.
Eksik olan; adayın becerileri, beklentileri ve yaşam koşullarıyla işverenin gerçek ihtiyacını doğru şekilde eşleştirebilen bir sistem.
Daha açık ilanlar, gerçekçi kriterler, hızlı geri bildirim, şeffaf ücret ve çalışma koşulları ile beceri odaklı değerlendirme süreçleri bu mesafeyi azaltabilir.
24 Saatte İş’in odağında da tam olarak bu eşleşmeyi hızlandırmak var: doğru adayı doğru işle, mümkün olan en kısa sürede buluşturmak.
Kaynak: HR Insight Türkiye
Orijinal başlık: Arz da var talep de, eksik olan doğru eşleşme
Orijinal yayın tarihi: 30 Eylül 2026
24 Saatte İş’te yayın tarihi: 30 Eylül 2026
İçerik türü: External Press
Orijinal yazıya git: HR Insight Türkiye

Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 8’lerde seyrederken, birçok sektörde işverenler çalışan bulamamaktan yakınıyor. Çalışan…
Patronlar Dünyası

Türkiye’de bir dönem 40’lı yaşlar emeklilik hayallerinin kurulduğu bir eşikken, bugün iş dünyası yeni bir gerçeklikle ka…
Ekonomist

Yapay zekânın iş dünyasındaki etkisi artık yalnızca çalışanların kullandığı araçlarla sınırlı değil. PARA Haftalık Ekono…
Para Dergisi