
İş hayatında bazı sorunlar çok açık yaşanır, bazıları ise insanın içinde büyür. Birçok çalışan rahatsız olduğu bir durumda hemen tepki vermez. Önce anlamaya çalışır, sonra kendini sorgular, sonra da çoğu zaman susmayı seçer. Çünkü hakkını aramak teoride güçlü bir davranış gibi görünse de pratikte riskli hissettirebilir.
Bugün pek çok çalışan, maruz kaldığı bir haksızlığı ya da rahatsızlığı dile getirmek yerine sessiz kalmayı tercih ediyor. Bunun nedeni çoğu zaman hakkını bilmemek değil; konuşmanın sonucundan çekinmek. İşini kaybetme korkusu, sorun çıkaran kişi gibi görünme endişesi ya da dışlanma ihtimali, insanları kendi sınırlarını geri çekmeye itiyor.
Çalışanlar neden susmayı seçiyor?
Sessizlik çoğu zaman zayıflık değil, korunma refleksidir. İnsanlar özellikle ekonomik belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde, huzursuz oldukları bir şeyi dile getirmeden önce defalarca düşünür. “Şimdi söylersem yanlış anlaşılır mıyım?”, “Beni gözden çıkarırlar mı?”, “Bunu herkes normal kabul ediyorsa sorun bende olabilir mi?” gibi sorular, çalışanın sesini daha çıkmadan bastırabilir.
Bu durum özellikle genç çalışanlarda ya da iş değiştirme sürecini kolay görmeyen kişilerde daha sık yaşanır. Kişi yaşadığı sorunu fark eder ama bunu çözmek yerine idare etmeye çalışır. Zamanla da bu idare etme hali yorgunluğa, isteksizliğe ve değersizlik hissine dönüşebilir.
Hakkını aramak her zaman çatışma çıkarmak değildir
Hakkını aramak denince çoğu kişinin aklına büyük bir itiraz ya da sert bir restleşme geliyor. Oysa çoğu zaman mesele bundan çok daha basit. Bazen bir belirsizliği netleştirmek istemek, bazen iş tanımını sormak, bazen de rahatsız olunan bir üslubu dile getirmek bile hakkını aramanın bir parçasıdır.
Buradaki asıl mesele, çalışanın kendini denklem dışında hissetmemesi. İnsan yalnızca verilen işi yapan biri değil; sürecin bir parçası olduğunu hissetmek istiyor. Sağlıklı iş ortamlarında çalışanlar soru sormaktan, fikir söylemekten ya da rahatsızlığını paylaşmaktan korkmaz. Çünkü bilir ki ses çıkarmak cezalandırılacak bir davranış değildir.
Güvenli iş kültürü neden fark yaratır?
Bir iş yerinin gerçek kalitesi sadece maaşla ya da unvanla ölçülmez. Çalışanın kendini ne kadar güvende hissettiği de en az bunlar kadar belirleyicidir. İnsanlar düşüncelerini söylediğinde küçümseniyorsa, sınır koyduğunda tersleniyorsa ya da bir problemi dile getirdiğinde “zor çalışan” olarak etiketleniyorsa, orada sürdürülebilir bir iş kültüründen söz etmek zordur.
24 Saatte İş olarak bizce çalışan deneyimindeki en büyük ihtiyaçlardan biri netlik ve saygı. İnsanlar artık sadece işe alınmak istemiyor; sesinin duyulabildiği, beklentilerin açık olduğu ve kendini değersiz hissetmediği bir yerde çalışmak istiyor. Bu yüzden işe alım sürecinde hız kadar şeffaflığın da önemli olduğuna inanıyoruz. Çünkü güven, daha baştan kurulan iletişimle başlıyor.

Bir iş yerinde her şey dışarıdan sorunsuz görünebilir. Görevler tanımlıdır, toplantılar yapılır, hedefler belirlenir. Am…
24 Saatte İş

Bazı iş yerlerinde sorunlar çok görünürdür. Ses yükselir, tartışma çıkar, sınırlar açıkça aşılır. Ama bazen de insanı en…
24 Saatte İş

İş hayatında çalışanların en çok zorlandığı konuların başında maaş, mesai ve molalar geliyor. Çünkü bir işin sadece “var…
24 Saatte İş